|
Sn. Dr. Derviş Eroğlu,
Başbakan,
Lefkoşa
14 Temmuz 2000
Derneğimiz 1 Temmuz 2000 tarihinde yerel basında yayınlanan
ve 2. paket olarak adlandırılan Önlemler
Manzumesini değerlendirmiş ve aşağıdaki
konuları dikkatinize getirmeyi uygun bulmuştur.
Ülkemizin yapısal reformlara ihtiyacı yadsınamayacak
acı bir gerçektir. Bankacılık, turizm, tarım,
vergi sistemi, özelleştirme, özel sektörün teşvik
edilmesi ve kamu yönetimi alanlarında radikal tedbirlerle yapısal
reformlar uygulanmasına geç bile kalınmıştır.
Kamu oyunun
bilgisine gelen şekliyle 2. Paket sadece Türkiye tarafından
KKTCye gönderilen kaynaklarda tasarruf amacıyla yapıldığı
izlenimi vermekte, ekonomide yaşanacak daralmanın özel
sektör tarafından nasıl ikame edileceği konusuna hiç
değinmemektedir. Yani paketi hazırlayanlar paketi
yarım bırakmışlardır.
KKTC
ekonomisi nasıl büyüyecektir? Tüm KKTC rahmetlik Sayın
Turgut Özalın öngördüğü şekilde büyük bir
serbest bölge mi olacaktır? Yoksa Kıbrıs Rum
kesminin AB üyelik süreci yüzünden giderek kabettiği
off-shore işlerine mi taliptir? Yada KKTC Türk dünyasının
bilgi teknolojisi üretim ve geliştirme bölgesi mi olacaktır?
Vizyonumuz nedir?
Görünen
mevcut gerçek gelir kaynaklarımız eğitim, turizm ve
yurt dışından gelen vatandaşlarımızın
konut alımlarıdır. Bu sektörlerin gelişebilmesi
için bol enerji ve su, kolay ve çabuk ulaşım, temiz çevre,
asgari bürokrasi gerekmektedir. Bu konuda hedeflerimiz nelerdir?
Arzulanan gelire ulaşmak için ne kadar öğrenci, ne kadar
turist ne kadar geri göçe ihtiyaç duyulmaktadır? Bu kadar nüfusa
yetecek su, elektrik, yol v.s miktarı ve bunların maliyeti
nedir? Paketi hazırlayanlar KKTC özel sektörünün ülkemizin
bu ihtiyaçlarını yabancı ortaklıklarla karşılayabilmesi
için ne tip kanun, düzenleme ve politikalara ihtiyaç duyulduğuna
neden hiç önem vermemişlerdir? Yoksa bu paket KKTC
ekonomisini kalkındırmak için değil Türkiyenin
IMFye verdiği sözlerin gereğini yerine getirmek için
mi hazırlanmıştır?
Bu tesbiti yaptıktan sonra paketin öngördüğü devlet
harcamalarının daraltılması görüşünün
doğru olduğunu vurgular, alınacak acil tedbirlerin
geciktirilmeden alınması gerekliliğini de beyan
ederiz. Kamuda savurganlığın önlenmesi, kamu aktif
çalışan sayısının azaltılması,
verimliliğin en önemli kavram olarak ortaya çıkması,
kamunun yükünün azalması ile oluşacak fonlardan özel
sektörün teşvik edilerek ortaya çıkacak işgücünü
istihdam edebilecek yatırımlara yönelmesinin sağlanması
gerekmektedir.
Paketin genelinde kamuda tasarruf önlemleri ele alınmaktadır.
Bütçe dengesi ve kamuda verimlilik önemlidir. Bu doğru
tesbit, devletin piyasaya sürdüğü mali katkıyı
azaltacaktır. Bu ortamda can simidi özel sektörün ekonomik
aktiviteleri olmalıdır. Bu mantığın örneği
Türkiyede başarı ile uygulanmaktadır. Bu nedenle
böyle kritik zamanlarda kamu harcamaları kısılırken
özel sektörün daha çok yatırım ve üretim için önü
açılmalıdır. Bu zamanlarda özel sektörden ve tüm
çalışanlardan daha çok vergi toplamak ekonominin tam
durmasına neden olabilir. Bu konu gözden kaçmamalı,
direk vergiler, gümrük vergileri, harç artışları
yerine mantıklı tüketim vergisi uygulaması düşünülmelidir.
Bu aşamada da KDVnin yaygınlaştırılmasının
mantıklı olduğunu yalnız büyük KDV artışlarının
ekonomiyi daha çok kayıt dışına itebileceği
olgusu de göz ardı edilmemelidir. Yüksek vergiler bölgemizde
zaten kolay olan sınır kaçakçılığını
da hiç onaylamamıza rağmen daha fazla gündeme
getirebilir.
Önlemler dizisindeki kamu revizyonu tam olarak uygulanabilse bile,
özel sektörün önü açılmadan ve ekonomiye artı değer
yaratma için üretim oluşmadan alınacak önlemlerin değeri
olmayacaktır. Ülkemizin mukayeseli avantajlarından oluşacak
olan mal ve hızmet üretimini teşvik edip, turizmi, eğitim
sektörünü ve ihracatı canlandırmadan alınacak tüm
tedbirler sonuçsuz kalacaktır.
Ülkedeki iş ikliminin oluşması, kamunun verimliliği
ile direk ilgilidir. Bu arada yatırım teşviklerinin
varlığı, vergi sisteminin adaletli ve çağdaş
oluşu, vergi sisteminin yatırımcıyı caydırıcı
unsurlar içermemesi, yaratılan iç ve dış mali
kaynakların doğru ve verimli yönlendirilmesi de iş
ikliminin doğru oluşması için önemli unsurlardırlar.
Ülke ekonomisinin yönlendirilmesi aşamalarında, ihracatın
önemi gözden kaçmamalıdır. Fakat çeşitli
ambargolar ve politik nedenlerle dışsatımı gerçekleşemeyen
birçok ürün ülkemize gelecek olan turist ve öğrenciler
tarafından burada tüketilecektir. Bu nedenle ülkeye turist akımı
sağlanmalıdır.
Yerel tasarrufların yerel ekonomiye plase edilebilmesi
istikrarlı ve güçlü bir ekonomik yapıda, sorunsuz
ve politik risksiz ortamlarda olabilir. Kıbrısta kabul
edilebilir ve kalıcı bir çözüm ortamında yurt dışında
yaşayan Kıbrıslıların da geri dönüp
yatırım yapması beklenmektedir. Ama o zaman gelene
kadar da yurt dışında yaşayan Kıbrıslı
Türkler geri dönüp burada yatırım yapmak için teşvik
edilmelidirler. Bu teşvikler sözde kalmamalı, ciddi, elle
tutulur, işleyen ve sonuca götüren pratik teşvikler
olmalı, Avrupaya alışmış insanımızı
pes ettirmemelidir.
Sözkonusu önlemler dizisinde yer alan asgari ücretten vergi alınması
konusu da böyle makro hedefler arasında çok gereksiz ve
agresif bir iddia olarak ortaya çıkmakta ve çok gerekli diğer
tedbirlerin alınmasının da zorlaştırılmasına,
karşı çıkılmasına neden olmaktadır.
Mazot fiyatının artırılması, tarım ve
taşımacılık sektörüne olumsuz etki yapacaktır.
Bu durumda politikacıların populist yaklaşımlar
ile kupon tahsis ve özel uygulama gibi çağdışı
yöntemlere tevessül etmeyeceklerini umarız. Lüks kullanımda
olan mazotlu arabaların yıllık vergilerinin
ayarlanması ile mazotlu arabaların teşvik edilmesi önlenirse
bu sorun kendiliğinden kapanmış olacaktır. Yıllarca
iş arabası olarak ithaline izin verilen özel mazotlu
arabaların bugün bu şekilde cezalandırılması
adil değildir. Daha da önemlisi bu nedenle tarım sektörünün
ve taşımacılık sektörünün bu şekilde
cezalandırılması tüm toplumu cezalandırmaktır.
Halbuki bu yanlış uygulamanın müsebbibi populist
politikacılarımız, gelmiş geçmiş tüm hükümetlerimizdir.
Stopaj vergisinin direk bir gümrük vergisine dönüşmesi hiç
kabul edilemez. Stopajın tümden kalması beklenirken, KDV
uygulaması ile diğer tüm vergilerin kaldırılacağı
sözleri kulaklardan silinmemiş iken, yeni vergiler ihdas
edilmesi, toplumun boğazındaki ilmeği biraz daha sıkmak
demektir. Bölgeye göre çok yüksek olan gelir ve kurumlar
vergileri çağdaş düzeylere getirilmeli, özel sektörün
yatırıma yönlendirileceği vergi düzeni oluşturulmalıdır.
Araç ithalindeki KDV oranlarının %30 seviyelerine çıkarılması
can çekişen ekonomiye vurulacak son darbelerden biri olacaktır.
Gelişmiş ülkelerde yeni araba kullanımı teşvik
edilirken bunlar motor gücüne göre vergilendirilir. 2000 cc motor
hacmine kadar olan arabalar lüks kabul edilmez ve tüm halkın
erişebileceği seviyelerde vergilendirilir. 2000 ccden büyük
motor hacimleri lüks kabul edilir ve daha yüksek oranlarda
vergilendirilebilir. Bu lüks yüksek vergi seviyesi bile milli
geliri en yüksek olan Avrupa ülkelerinde
%20ler civarında olur. Ülkemizde toplu taşımacılığın
gelişmemiş olması özel araç kullanımını
mecburi kılmaktadır. Halk bunun için cezalandırılamaz.
Milletvekillerimizin tüm ayrıcalıklarının kaldırılmasını
tüm toplum gönülden desteklemektedir. Hatta tüm toplumun eşit
olacağı memur-özel ayırımının da
tamamen ortadan kalkacağı bir ortam özlemi içindeyiz. Bu
aşamada milletvekillerinin dokunulmazlıklarının
da sadece kürsü dokunulmazlığı olarak Meclis
ile sınırlandırılması taraftarıyız.
Tüm kamu sisteminde ek mesai mantığının kaldırılması
ve gerekli hızmetlerde vardiye sistemine geçilmesi düşüncesine
de memnuniyetle katılıyoruz. Ama bu düşünce içerisinde
Gümrük , Sağlık ve Sivil Havacılıkta da ek
mesai sistemi tamamen keldırılmalıdır. Sadece sağlıkta
uzman doktor eksiklikleri durumunda vardiya sistemine geçilemez ise
ek mesai uygulaması düşünülmeli, bunun dışında
kamu hızmetlerinin veriminin artırılması temel
hedef olmalıdır. Bu aşamada kamu çalışanlarının
bu hızmetleri en verimli şekilde verebilmeleri için
gerekli tüm altyapı tamamlanmalı, hem çalışan
hem de hızmet alan vatandaş Devlet Dairelerinde ızdırap
çekmemelidir.
Kamu sistemi içindeki tüm fonların bütçeye dahil edilmesi düşüncesine
de olumlu bakıyoruz. Bu konuda da istisna olmadan , GKK Güçlendirme
fonu da bütçeye dahil edilmeli, GKKnın tüm ihtiyaçları
bütçeden ve en iyi şekilde karşılanmalıdır.
Banka ve Kooperatif mevduat sigorta fonları da bu fonu yaratan
bankalar tarafından yönetilmeli, kriz durumlarında işlevini
yapabilecek güç ve kapasitede olabilmelidir. Derneğimiz zaten
Devletin tüm mevduatları sınırsız garanti
etmesinin doğru olmadığını düşünmektedir.
Devletin bundan sonra Devlet Kefaleti vermeme düşüncesi,
populist uygulamalar sonucu, sütten ağzı yananın yoğurdu
üflemesine benzer. Kötüye kullanılan Devlet olanakları
, günü geldiğinde bir özel yatırım için kullanılamaz
duruma getirilmemeliydi. Bundan sonra da , bir özel enerji yatırımı
gibi, bir özel hava yolu yatırımı gibi daha birçok
stratejik ve özel durumlarda yerli veya yabancı bir yatırımcı
Devlet Garantisi isteyebilmeli ve uygun şartlar oluşursa
alabilmelidir.
Tek Sosyal Güvenlik Sistemi acil olarak çalışmaya başlamalı,
başlarken tüm çalışanları içine almalı,
bir kısmı eski sistem, bir kısmı yeni sistem
diye halk yine kamplara bölünmemeli, tüm eski sistemler iptal
edilerek tek bir yeni sistem çalıştırılmalıdır.
Bu yeni sistemin de tek bir mantığı olmalıdır
; Özel sektör çalışanlarının Devlet Çalışanlarına
göre mağdur olmaması, tüm çalışanların eşit
faydalanağı bir emeklilik sistemi ve gelecek garantisi,
katkı paylarının bugünkünden yüksek olmayacağı
bir sistem ve en önemlisi aktüeryal hesaplarla kendi kendini çevirip
geliştirebilecek bir sistem oluşmasıdır. Bu Tek
Güvenlik sistemi yönetiminde her sektör katkısı oranında
söz sahibi olmalıdır.
Kuzey Kıbrısta Türkiye tarafından da desteklenen
egemenlik, konfederasyon vb talepler öne çıkarılırken
bunların topluma bir bedeli olmaktadır. Bu bedel nedeniyle
gelişemeyen Kıbrıs Türk Toplumu Türkiye tarafından
desteklenmektedir. Bu destek zaman içinde direk para vermek yerine
kendi kendine yeterli olabilme için gelişme desteği olmalıdır.
Bu çerçevede üretimimizin tümünün engelsiz olarak Türkiye
pazarında satılabilmesi 65 milyonluk Türkiye pazarına
hiçbir sorun yaratmazken KKTC ekonomisi için en önemli çıkış
yolu olacaktır. Avrupa ile Gümrük birliğine giren
Anavatanın , Yavruvatan için de yapabileceği mantıklı
şeyler vardır.
Saygılarımızla
KKTC
İŞADAMLARI DERNEĞİ
Salih
Çeliker
Metin Yalçın
Başkan
G. Sekreter
Dağıtım,
Cumhurbaşkanlığı,
Başbakan Yardımcılığı,
T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği
Maliye Bakanlığı
Siyasi Parti Başkanları
|