Sn. Dr. Derviş Eroğlu,  
Başbakan,  

                            27 ŞUBAT 2001  

     Anavatan Türkiye 1999 yılı sonundan beri IMF ile koordineli ve destekli bir ekonomik programı uygulamaktadır.  
Programın temel mekanizmalarından biri olan “kur çıpası” yöntemiyle döviz kurları, T.C. Merkez Bankası tarafından önceden belirlenip açıklanmakta idi.
    
22.02.2001 itibarıyla bu mekanizma ve yöntem terkedilmiş ve döviz kurlarının serbest piyasa koşullarına göre belirlenmesi uygulamasına geçilmiştir.  
    
Yeni süreçle birlikte Türk Lirası değer kaybetmiş ; döviz  fiyatları fırlamıştır.  
    
Ekonomik çevreler bu uygulamanın TL’nin devalüe edilmesi olduğu konusunda mutabıktırlar. Devalüasyon oranının %30 ile %50 arasında olduğu yönündeki görüşler netlik kazanmamıştır. Oran, Türkiye mali sistemindeki sıkışmayı hafifletebilecek taze kaynak girişinin sağlanabilmesine bağlıdır.  
    
Aynı para birimini kullanıyor olmamız ve yoğun ekonomik bağlantı ve bağımlılığımız nedeniyle bu devalüasyonun, T.C.’nin büyük oranda üretime dayalı ekonomisi ile kıyaslanamayacak bir farklılıkta olan ve ithalat ağırlıklı olan KKTC ekonomik yapısında, anında ve büyük bir sarsıntı anlamına geleceği açıktır.  
    
Türkiye’de yaşanan krizin olumsuz etkilerinden Arjantin bile etkilenirken, ABD ve Almanya hazine bakanları önlem üretir ve görüş belirtirken; bağımlı olduğu TL rejimi nedeniyle, vatandaşı ve ekonomik sektörleri fakirleşen, artacak işsizlik ve iflaslarla yüz yüze kalacak olan KKTC Hükümetinin hareketsiz beklemesi kabul edilemez.  
    
Böylesi olağanüstü bir dönemin gereği, hükümetimiz olağanüstü önlemler almasının gecikmemesidir.  
    
İŞAD olarak, Bakanlar Kurulunun bir “kriz yönetimi” anlayışı içinde ivedi olarak çalışmaya başlamasını, Türkiye’de ve ülkemizdeki olası gelişmeleri, sektör temsilcileri ile diyalog içinde, sürekli izleyerek anında çözümler üretmesini kaçınılmaz ve geciktirilemez bir zorunluluk olarak görmekteyiz.  
     Bu bağlamda olmak üzere 23 Şubat ‘2001 Cuma günü Başbakanlıkta DPÖ Müsteşarı’nın çağrısıyla ve  Maliye Bakanlığı Sanayi ve Ticaret Müsteşarı ile Derneğimiz ve diğer ekonomik sektör temsilcisi örgüt yöneticilerinin katılımıyla yapılan toplantıda alınan tavsiye kararlarının ivedilikle uygulamaya sokulmasını bekliyoruz.  
     Bu toplantıda  ilk anda, yaşanan bu gelişmeler nedeniyle vatandaşa ve sektörlere moral destek verilmesinin önemli olduğu vurgulanmış ve sektör temsilcilerinin mutabakatı ile aşağıdaki önlemler önerilmiştir:  
   
Hemen yapılması gereken kısa vadeli önlemler:

    Piyasalarda gerçek değerler belirleninceye kadar ve yaklaşan uzun tatil dönemi dikkate alınarak; gerçekleşmesi beklenen ve spekülasyonlara meydan vermeyecek bir döviz kurunun belirlenerek gümrük işlemlerinde ve devletin dövize endeksli işlemlerinde uygulamaya koyulması,

     Devletin belirli bir süre; anında pahalılık reaksiyonuna neden olacak zamlardan kaçınması, petrol ürünleri ve benzeri yüksek fona tabi ürünler üzerindeki fon gelirlerinden feragat etmesi,  
 
    Vergi, ruhsat ve harçlar gibi devlet alacaklarının belirli bir süre ertelenmesi ve Bakanlar kurulu kararı ile yürürlüğe girmesi mümkün olan benzer önlemlerin gecikilmeden yürürlüğe sokulması,  
     Bakanlar Kurulu kararı ile ve döviz olarak uygulanan üniversite harçlarının kriz öncesi kur ile sabitlenerek 2000-2001 ders yılı sonuna kadar sabit tutulması

Alınması gereken diğer önlemler:

     Ekonomik paketin içinde olan ve belirli bir takvimleme ile yürürlüğe sokulacak olan yeni vergilerin ve harç artışlarının ertelenmesi,  
    Ekonomik paket içinde yer alan ve ülkedeki iş ikliminin oluşmasını sağlayacak olan önlemlerin öne alınarak ivedilikle yürürlüğe sokulması,  
   
Küçültülmesi hedeflenen devlet sektörünün yerine ikame etmesi şart olan özel sektörün gelişmesi ve kurumlaşmasının önündeki engellerin süratle kaldırılması,  
    
Bu bağlamda olmak üzere, vergi sisteminde yapılması gerekli düzenlemelerin öne alınarak, kurumlar vergisinin kaldırılması, kayıt dışı gelirlerin kayıt altına alınması ve vergilendirilmesi için gereken çalışmanın başlatılması, kamu ve özel sektör çalışanları ile kayıt altındaki vergi mükelleflerinin gelir vergisi oranlarının düşürülmesi,  
    
Üretimin önünün açılması gerekmektedir. Kısa vadede bu konuda yapılabilecek olan mevcut kurulu kapasitelerin kapasite kullanım oranlarının artırımı, kapasitelerinin artırımı, ve devre dışı kalmış tesislerin bir an önce devreye girmeleri için desteklenmelidir. Bu amaçla, yerel bankaların fonlama yapmaları ve yatırımcının da uygun koşullarda yeni kaynak bulması için, devletin, bankaların yerel yatırımcıya yaptığı plasman hacmine karşılık munzam karşılık ve disponibilite oranlarında indirime gitmesinde yarar vardır. Banka mevduat sigorta fonu oluşturulduğuna ve devletin de yurttaşın bankalardaki mevduatına tam garantör olduğuna göre, sadece kredi faizlerini artıran etkisi olan munzam karşılık ve disponibilite oranlarının azaltılmasının yararları dikkatten kaçmamalıdır.  
    
KKTC hükümetinin bugünkü koşullarda uygulaması gereken ekonomik önlemler paketindeki belirli önemli maddeler üzerinde yeniden konsensus araması için mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerle çalışan ve çalıştıran örgütlerinin, farklılıklarını dondurarak, bir araya gelmeleri kaçınılmazdır. Toplumsal katılımın ve uzlaşmanın koşul olduğu bu aşamada "ben bilirim ben yaparım"  mantığının sürdürülmesinin tehdit ve tehlikeleri artık algılanmış olması gerekmektedir. Ekonomiye uygulanacak modelde tüm tarafların katkı, katılım ve uzlaşımı  uygulamayı başarmak için gereklidir.  
    
Önlemlerin uygulanmasının tüm tarafları temsil eden bir organın denetimine verilmesi sapmaları ve saptırma eğilimlerini önleyecektir.  
    
Mali sektöre güven yaratmaya gereksinim vardır. Bu krizin sonunda mali sektör daha da kırılganlaşabilir. Dolayısıyla, devletin İhtiyat sandığı paralarını özel bankalardan çekip kamu bankalarına yatırıma eğilimi terk edilmelidir. Zaten ekonomik önlemler paketinde kamu bankalarının özelleştirileceği maddesi bu düşünce ile tezat oluşturmakta idi.  
    
Yaşanan kriz ortamında durum ve ekonomimizdeki olası hasar tespiti öncelik taşımaktadır. Bu tespitler ışığında gerek içte kendi hükümetimizin, gerekse T.C. ile eşgüdüm içinde alabileceği ve alması gereken önlemler belirlenmelidir. Devalüasyonla ve programındaki revizyonla birlikte Türkiye, IMF ve Dünya Bankasından önemli destek almak durumundadır.  
    
KKTC’de uygulanması kararlaştırılan Ekonomik paket, Türkiye’nin uyguladığı bu program ışığında oluşturulmuş ve Anavatan Türkiye de bu doğrultuda kendi eylem planını belirlemişti.  
    
Bu yeni durumda, dahil olduğu sistem nedeniyle kaçınılmaz olarak krizi en ağır şartlarıyla yaşamak zorunda kalan ve elinde mali krizi dengeleyecek hiçbir mekanizması olmayan KKTC’nin, alması zorunlu tedbirler nedeniyle ihtiyaç duyacağı ek mali katkıyı belirleyip Anavatan’dan talep etmesi ve alması kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Hükümetimizi vakit geçirmeksizin harekete geçmeye davet ediyoruz.

İŞAD Yönetim Kurulu adına  
Salih Çeliker        Metin Yalçın  
  Başkan               G. Sekreter