İş Dünyasının Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı Hakkında Görüşleri  

Şubat 2001

     Devletin işveren olarak uyguladığı istihdam politikaları ile çalışanına sağladığı maaş  ücret,sosyal  ve diğer ek menfaatler kamu sektöründe çalışmayı cazip kılarak işgücü piyasasında esnekliğini ortadan kaldırdığı gibi, en büyük işveren konumuna gelen devletin artan yükümlülükleri nedeniyle kamu maliyesi sürdürülemez bir yapıya bürünmüştür.

     Diğer taraftan 1977 yılında yürürlüğe konan Sosyal Sigorta sistemi içinde,sistemin uzun vadeli etkileri göz ardı edilerek, yeterli prim yatırımı yapmadan yaratılan emekli ordusuna bağlanan maaşlar ve buna ilaveten Devletin yasa altında  belirlenmiş mükellefiyetini zamanında yerine getirmemesi sigorta fonunun bugünkü fiyatlar ile aylık 1.4 trilyon açık vermesi yol açarak, sistemin tökezlemesine sebep olunmuştur.

     Siyasilerin,sosyal güvenlik sisteminin uzun vadede sürdürülebilirliğine gerekli hassasiyeti göstermeden,sistemin denge yapısına yönelik yapılan yanlış icraatlar sonucu oluşan bozuk sosyal güvenlik sisteminin kamu maliyesi üzerinde yaratmış olduğu sürdürülemez baskının azaltılması,ayrıca özel sektör çalışanı ile kamu sektörü çalışanı arasında sosyal güvenlik sisteminin yaratmış olduğu dengesizliğin bir etkisi olarak,işgücü piyasasında kaybolan esnekliğin yeniden sağlanabilmesi için KKTC sosyal güvenlik sisteminde reform ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

     Günümüzde OECD ülkeleri başta olmak üzere,gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri,yaşlanan nüfus nedeniyle sosyal güvenlik sistemlerinde aktural dengelerin bozulmasından kaynaklanan ve uzun vadede sürdürülmesinin mümkün olmadığı bir baskı altındadır. Bu nedenle birçok ülke sosyal güvenlik sisteminde reform yapma ihtiyacı hissetmektedir.

     KKTC,bu ülkelere kıyasla genç nüfusa sahip olmasına rağmen ,sistem üzerinde yapılan ve hiçbir ekonomik öngörüsü olmayan değişiklikler nedeniyle benzer bir reform ihtiyacı hissetmektedir. Bu nedenle,sistem üzerindeki mevcut sorunlar yanında,uzun vadede karşımıza çıkabilecek sorunları da çözebilecek şeffaf,verimli ve etkin çalışan bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyacımız vardır.

     Prensip olarak ülkemizde çalışan herkese adil,  eşit prime eşit   kazanç sağlayan çalışma ve güvenlik koşullarının bir yasa altında toplanması gerektiğine inanmaktayız. Ancak bunun gerçekleşmesi  için Devletin öncelikle istihdam şartları ile maaş ve ücret politikaları neticesi özel sektöre nazaran yaratmış olduğu ayrıcalıkları ortadan kaldıracak tedbirleri ivedilikle alması gerekmektedir. Aksi halde istihdamda kamu sektörü yine öncelikli ve arzu edilen olmaya devam edecektir.

     Hazırlanan ve gayri resmi olarak bilgimize getirilen Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı incelendiğinde , şimdiki şekli ile tek başına başarılı olması mümkün değildir. Kaldı ki Devlet Anayasal sorunluluklarını bir kenara iterek Sosyal Güvenlik Yasası ile geçmişte yapılan hataları ve tüm mali mükellefiyetleri işveren-işçi ikilisine yüklemeye ve kendini soyutlamaya çalışmaktadır. Tasarıda belirlenen prim oranları ekonomimizin kaldırabileceği düzeyin çok üzerinde ve kayıt dışını teşvik eder niteliktedir.  Bununla birlikte devlet Sigorta Fon yönetimini elinde tutmayı hedeflemiştir. Yasa Tasarısı şeffaflık,etkinlik ve verimlilik kriterlerinden uzak bir yapı arz etmektedir, uzun vadede ise sürdürülebilir olmaktan çok uzaktır.

     Bu nedenlerden ötürü iş dünyası örgütleri olarak Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısına şimdi şekli ile olumlu bakmamız mümkün değildir.                                                                                                    

     Devletin, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu dar boğazı da dikkate alarak işveren-işçi kurumları ile sağduyuya dayalı diyalog ve müzakerelerle, istihdamda özel sektörü cazip kılacak, üretim ve verimliliği artırıcı tedbirleri alması gerektiğini vurgular. Devlet olmanın sorumlulukları bilincinde, adil bir çalışma ve güven ortamı yaratılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiriz.

     Aşağıda imzası bulunan ekonomik kuruluşlar olarak, hazırlanan Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısında mevcut aşağıda belirtilen hususların uygulanabilirlik açısından mümkün olamayacağını ve/veya her zaman istismara açık olabileceği belirtmek isteriz.

 

OLMAZSA OLMAZ  KONULAR

Madde 71 Prim Oranları 

Halen uygulanan Sosyal Sigorta Yasasına göre, işveren %10, işçi %8, devlet %6.5 olmak üzere toplam (her ne kadar devlet katkısı yatırılmasa da ) %24.5 olarak uygulamaktadır. Yeni uygulamada ise bu oranlar işveren %18.5, işçi %14.5 ve devlet, %2 olmak üzere toplam %35 olarak belirlenmiştir. Görüleceği gibi devlet daha önceki katkısını azaltmış farkı yükselterek işveren ve işçiye yüklemiştir. Ayrıca bu oranları istediği anda da 2 katına kadar artırmaya kadar da kendini yetkili kılmak istemektedir.

Mevcut sistemde ehliyet, verimlilik üretim ve hizmet koşulları esas alınmadığı için özel sektörün prim oranlarını kabul etmesi mümkün değildir. Kaldı ki bu oranlara İhtiyat Sandığı Yasası iptal edilmediği ve bu fona devredilmediği sürece de minimum  %10 daha yükümlülük ilave edilmesi gerekmektedir. Bütün bunlara Gelir Vergisi, Kelle vergisi tabir edilen %4’ ler de ilave edildiği zaman işverene gelecek toplam yük ortalama %55-60 civarında olacaktır. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda hiç bir işvereninin bunu ödemesi mümkün değildir. Emeklilik yaşının yükseltileceği ve emeklilik maaşının kişisel ortalama aylık referans ücreti esas alınarak hesaplanacağı cihetle primlerin bugünkü şekli ile uygulanması uygundur.

Madde 55 Emeklilik Yaşı

50-55 olan emeklilik yaşının 60-62 çıkarılması olumlu görülmekle birlikte, fonun uzun vadede sürdürülebilirliği dikkate alınarak emeklilik yaşının ülkemizde yaşam süresi kriterlerine göre belirlenmesi daha doğru olacaktır. Uzun vadede yaşlanacak nüfus ve artan yaşam süresine göre fonun darboğaza girebileceği muhtemeldir. Yaş belirlenirken tüm bu kriterler dikkate alınmalıdır. 

Madde 116 Fon Gelirlerinin İşletilmesi

Bu maddenin (b) paragrafında fon gelirlerinin yalnızca devlet bankalarında değerlendirileceği belirtilmektedir. Oysa bir fonun işletilmesindeki temel kriter kabul edilebilir risk ölçüsünde en yüksek getiriye sahip finansal araçlar ilkesi olması gerekirken , fonun işetilmesini her zaman istismara açık devlet bankalarında değerlendirilmesi sakıncalıdır. Fon gelirleri yurtiçi finansal araçlar öncelikli olmak üzere belirlenecek kredi notu (risk ölçüsü) kriterlerine göre en yüksek getiriyi sağlayacak finansal araçlarda değerlendirileceği kriteri getirilmelidir.

Madde 121/122

Sosyal Güvenlik Yönetim kurulu oluşumda Devlet bu fona tamamıyla sahip olmak istemektedir. Çalışan kesimin %20’sini istihdam eden devletin işveren-işçi katkıları ile oluşacak olan bu fondaki  temsiliyeti oldukça fazladır. Devletin her halükarda %50’nin üzerinde söz sahibi olup diğer kuruluşları ekarte etmek suretiyle ve istediği anda prim oranlarını yükseltebilme mentalitesi kanımızca bu oluşumda etkili olmuştur. Bizce Yönetim kurulunu daha geniş tutup en az özel kesimi temsil eden Oda temsilcilerinden de birer kişinin Yönetim Kurulunda yer alması gerekir. Parayı veren kesimin yönetiminde de çoğunlukta olması gerekmektedir. Maddenin yeniden bu görüş doğrultusunda düzenlenmesi gereklidir.

Madde 78 (4) Prim Gecikme Zamları

Prim ödeme gecikmelerinde uygulanacak cezalar ilk ay için %25 ve ondan sonraki her ay için %10 olarak öngörülmektedir. Bu ceza oranları özlendiricilikten  uzak tehdit edici bir unsurdur. Ayrıca Kamu Alacakların Tahsili Yasasına göre de bu tahsil edilebilinecek, üstelik tercihli alacak olup öncelik taşıyan bir alacak olarak nitelenmiştir. Tasarıdaki ceza oranlarında suça göre cezanın  adalet dengesi bulunmamaktadır. Geciken prim ödemeleri her durumda kötü niyete bağlayarak oluşturulan bu düzeydeki cezaların düşürülmesi gerekir. Ceza oranının geçerli kredi faizinin birkaç puan üzerinde belirlenmesi daha adaletli ve doğru olacaktır.

Madde 131 Suç ve Cezalar

Bu madde altında işverenlere layık görülen ceza ve hapislikler onur  kırıcı  ve rencide edicidir. Halbuki bu fon özendirilmelidir. Bu madde işverenin başında demoklesin kılıcı gibi durduğu sürece para cezaları ve hapislik korkusu işvereni rahatsız edecektir.

DİĞER KONULAR

Madde 5 (6) Çalışır Sayılmak veya Sayılmamak Halleri.   

İşyeri merkezi KKTC dışında bulunup 2 yılı geçmemek üzere görevli olarak KKTC’ye gönderilen yabancı uyruklular çalışır sayılamazlar. Her ne kadar mevcut yasada bu madde yer almasına rağmen, madde kaçak işçiliği teşvik edecek kuşkular içermektedir. Şöyle ki yurtdışındaki herhangi bir şirkete KKTC’de ortak olacağı ve/veya kuracağı bir şirkete eleman gönderip çalıştırma olanağı yaratmaktadır. Ayrıca yeni teşvik yasası ve TC-KKTC ortaklık anlaşmaları gereği TC’ li bir firma  bu ülkeye yatırım yapacaksa getireceği her türlü elemanı bu kapsama sokabilecektir. Bu durumda iş kazaları vs.nin nasıl denetleneceği, ülkemizde çalışanlarla ilgili mevzuatın (iş yasası) nasıl uygulanacağı belirsizlik arz etmektedir. Bu görüşler doğrultusunda madde yeniden düzenlenmeli ve malullük, yaşlılık, ölüm ile işsizlik sigorta primleri hariç diğer riskler yatırılmalıdır.

Madde 10,14  ve 24 İş Kazaları :

İş kazaları ile ilgili bu maddeler,mevcut yasada benzer madde olduğundan bu konudaki endişelerimizi daha önce belirtmiş olduğumuz gibi suiistimale açıktır. İşinden çıkan ve evi yerine başka bir mahalle uğrayıp bir kaza geçiren işçinin bu hareketinden işverenin sorumlu tutulması riski içermektedir. Kaldı ki gerekli bütün masraflarının işverene tarafından ödenmesi öngörülürken, işverene masraf iadelerinin  ne zaman ödeneceği veya ödenip ödenmeyeceği meçhuldür. Bu çerçevede İşverene getirilen  sorumluluk çok fazla ve kabul edilemez. Madde 10 (1) KKTC İş Yasasındaki iş kazaları tarifine uygun olarak düzenlenmelidir.                                                                                       

Madde 75 Prime Esas Ücretler

Ay içinde hak edilen ücretlere ilaveten çalışanın başka kazancına da müdahale ediyor. Burada anladığımız bir iş yerinin çalışan adına ödediği bir kira varsa ondan da bu fona prim isteniyor olmasıdır. Bu madde adil bir uygulama olarak görülmemektedir.

Madde 77 Prim Bildirgeler ve Ölçümleme

Çalışanın 30 günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin bordroya eklenmesi istenmektedir. Belge ya yıllık izin olur ya doktor raporu, ya mahkeme kağıdı ve sairedir. Keyfi olarak işe gelmeyen birinin gelmediği ve para kazanmadığı günler için belgeleme yapılamadığı takdirde prim oranları zorla (resen tahakkuk ettirilerek ) alınabileceği belirtiliyor. Bununla ilgili mahkemeye başvurursanız bile prim borcunu sahibine ödenmesi durdurulamaz. Bu nedenin de kabul edilir yanı yoktur.  

Madde 80 Prim borçlarına halef olma

İşyeri devirlerinde veya intikallerinde yeni işverene yükletilmek istenen çalışanlara ait eski eksik yatırımlar, dürüstlük ve yatırımları teşvik teamüllerine aykırı bir unsurdur. Böyle bir sorun varsa devir teslim esnasında çözülmelidir.

Madde 91. 13 Maaş

13 Maaş konusu hazırlanmış olup yürürlüğe giren istikrar paketi ile tezat teşkil etmektedir.

Madde 114 Fonun Gelirleri

Fonun gelirlerinin oluşmasında İhtiyat Sandığından borçlanma da  öngörülmüştür. Geçmişte yapılan ve bu kuruluştaki birikimleri tehlikeye atan Devletin  yine bu kuruluşa bel bağladığı gözlemlenmektedir. Devletin hiçbir katkısı bulunmayan İhtiyat Sandığı fonundan artık elini çekilmesi gerektiğini vurgulamak isteriz

                                                                                                

SON KURALLAR:

Geçici Madde 4

16/76 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasasına tabi çalışanlar ile 26/77 sayılı Emeklilik Yasasına tabi çalışanların bu Yasa kapsamına alınmaları arasında kabul edilemez farklılıklar ve 28/77 Sayılı Yasa kapsamında olanlara ayrıcalıklar getirmektedir. Ayrıca bu yasa yürürlüğe girdiği tarihten itibaren emekli maaşlarının bu fondan ödeneceği belirtilmektedir. Bu madde ile uygulamadaki farklılıklar hangi düzeyde uygulanacağı çok açık değildir. Sosyal sigorta şemsiyesi altında olan biriyle emekli sandığı şemsiyesi altında olan kamu çalışanının bu madde altında emeklilik halinde eşit haklara sahip olup olmayacakları soru işaretleri uyandırmaktadır.                                                                                                         

Özet olarak mevcut  Sosyal Güvenlik Sisteminde reform ihtiyacı hasıl olmakla birlikte, geçmiş yanlışların yükünü yüksek prim oranları ile bugüne yüklemeye çalışan,dolayısıyla ekonomimizi daha da baskı altına alacak olan Yasanın uygulanması mümkün görülmediği gibi özel sektör yatırımcılarını caydırıcı unsurlar içeren bir çerçeve çizmektedir.  Bu nedenle tasarının  gözden geçirilerek, ekonomik fizibilite çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

K.T. Sanayi Odası       K.T. Ticaret Odası        Esnaf ve Zanaatkarlar Odası
İşverenler Sendikası       İşadamları Derneği       Genç İşadamları Derneği    

                             K.T. Tekstil ve Giyim Sanayicileri Birliği