|
3 Mart 2006
BASIN BİLDİRİSİ
İŞAD 1960
Anayasası çerçevesinde Toplumsal Haklarımızın korunması çabalarını
destekliyor.
Bir grup yurttaşımızın 1960 Anayasası
çerçevesindeki toplumsal haklarımızın geri alınması amacıyla başlatmış
oldukları girişimlere karşı, hamasi beyanlarla ifade edilen ayrılıkçı
görüşleri reddediyor ve bunları inandırıcı bulmuyoruz. Dışımızdaki dünyaya
baktığımızda görülmektedir ki; gerçekte Kıbrıslı Türklerin ihtiyaç ve
beklentileri hiç bir tarafca gerektiği şekilde paylaşılmamakta,
önemsenmemektedir.
24 Nisan referandumu sonrasında yaşadığımız
süreçte sürdürülen politikalarda Kıbrıs sorunu, Türkiyenin AB üyeliğine
endekslenmiştir. Bir yanda Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı ile ve tüm Kıbrısı
temsil ederek AB üyeliğine alınan Rum Yönetimi, diğer yanda AB ile üyelik
müzakereleri sürecinde olan Türkiye var. Türkiyenin AB üyelik
müzakerelerindeki yolculuğunda, her iki taraf da Kıbrıs sorunundan, kendi
çıkarları için yararlanmakta, kullanmaktadırlar. Masada pazarlığı yapılan
ise K.Türk Toplumu'nun toplumsal hak ve kazanımlarıdır.
En son olarak AB tarafından direkt ticaret
tüzüğünün bağlandığı koşullar ve oy birliği gerekliliğinin benimsenmesi
ile, Rum idaresinin inisiyatifinin güçlendirilmiş olması bu gerçeği açıkça
vurgulamaktadır. Türkiyenin Bilim ve teknoloji başlığı altında AB ile
görüşmelere başlayabilmesine vereceği onaya karşılık Rum idaresinin
istediği ödünü elde ettiği görülmektedir. Ödenen bizim, Kıbrıslı Türklerin
toplumsal hakkıdır ve ödeme sürecinin henüz başındayız!.. Bu süreç
değiştirilmez ve aynen sürdürülürse Rum Tarafının hedeflediği gibi
Kıbrıslı Türkler; 1960 anlaşmaları ile elde ettikleri de dahil olmak üzere
hemen tüm toplumsal hak ve kazanımlarını yitirmiş olacaklardır. Geçmişte
yaşananlar için bugün söylendiği gibi, o tarihte de verilecek geçmişte
çok hatalı davranmışız beyanları hiçbir işe yaramayacaktır.
İŞAD olarak biz, Annan Planına da kaynak
oluşturan 1960 anlaşmaları ve anayasasındaki toplumsal haklarımıza sahip
çıkılması ve olağandışı durum gerekçesi ile kendi anayasası ile çelişki
içinde olan Rum tarafı ile uluslararası hukuk zemininde mücadele
edilmesini talep ediyoruz. İlgili tüm taraflara, bu gidişata, göz göre
sessiz kalmayacağımızın bildirilmesi şarttır. Bu görüşlerimiz çerçevesinde,
78 imzayla başlatılan ve 1960 anayasasında var olan haklarımızın talep
edilmesi girişimini destekliyoruz.
Beklendiği gibi Rum tarafı bu girişimi hiç
gecikmeden reddetmiştir. Artık yapılması gereken; Uluslararası Hukuk
Kurumları ve AB Kurumları nezdinde, her kuruluşun kendi özelliklerinin
gerektirdiği kurallar içinde başvurularak mücadele edilmesi, her yol
zorlanarak haklarımıza sahip çıkılmasıdır.
Kıbrıslı Türklerin ana gereksinimi ve beklentisi;
tarihsel süreç içinde elde edilen toplumsal kazanımları koruyan, vatanımız
Kıbrısta ayrı toplumsal varlığımızın özgürce yaşatılmasını güvence altına
alan, siyasal eşitlik temelinde bir çözüme ulaşarak , AB müktesebatının
uygulandığı çağdaş bir sosyal, ekonomik, demokratik düzen içinde
geleceğe ilerlemektir.
Şimdi farklı politikalarla harekete geçmek
zamanıdır!
Kıbrıslı Türkler inisiyatif almalı ve bu gidişatı
kökünden sarsmalı, değiştirebilmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Özalp Nailer
Başkan
|