|
21 Kasım 2005
İŞADDAN KIBRISLI
TÜRKLERE, AVRUPA BİRLİĞİNE VE ULUSLARARASI TOPLUMA DUYURU
Tüm uluslararası
toplumun desteğini alan BM Çözüm Planının, Kıbrıslı Türkler'in "EVET"ine
karşın Kıbrıslı Rumlar'ın "HAYIR"ı ile sonuçsuz kalmasının üzerinden bir
buçuk yılı aşkın bir süre geçmiştir. Bu arada, şimdiki yapısı ile sadece
Kıbrıslı Rumları temsil eden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, tüm Kıbrıs adına üye
ve taraf olduğu Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin üyeliği yönünde katılım
müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.
İşadamları Derneği;
Annan Planı veya buna benzer çerçevede bir antlaşmaya varmak için
Kıbrısta çözüm adına hiçbir ciddi girişimin yapılmıyor olması ve sürecin
Kıbrıslı Türkler için gün geçtikçe daha da olumsuz yönde gelişmesi
karşısında acil ihtiyacımız olan yeni politikaların tespiti için bir seri
çalışma başlatmıştır.
Çalışmalarımızın
birinci aşaması tamamlanmış olup aşağıda kamuoyumuzun, ABnin ve
uluslararası topluluğun bilgi ve dikkatine getirilmektedir. Bundan sonraki
etabımız; Kıbrısta diğer Sivil Toplum Örgütlerimizle birlikte çalışarak,
onların da değerli katkıları ile oluşacak ortak görüşler çerçevesinde,
Kıbrıs Türk Halkını çözüme taşıyacak yeni yol haritasının tespiti ve
takibi olacaktır.
KIbrIsta Sİyasİ Çözümü KolaylaştIrmak ve YakInlaştIrmak İçin
AtIlması Gereken AdImlar ve Hareket TarzlarI:
1. Durum tespiti:
I.
Türkiye, ciddi bir
pazarlık süreci sonunda ve geçmişteki pozisyonundan geri düşüş pahasına AB
ile müzakere sürecine başlamıştır. Şimdiki yapısı ile sadece Kıbrıslı
Rumları temsil eden Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyesi 25 ülkeden biri olarak
müzakere masasının karşı tarafındadır ve Türkiye'nin AB ile müzakere
çerçeve belgesine kendi lehinde unsurları ekletmiştir. Müzakereler; her
biri, müzakereleri başlatma aşamasında yaşananlardan daha çetin bir
pazarlığı ve yeni tavizleri gerektirebilecek 35 ayrı başlık altında
yapılacak ve çok uzun ve zor bir süreci kapsayacaktır.
II.
Kıbrıs sorunu
bugün artık; Türkiyenin öncelikli hedefi olan ABye tam üyeliğinin
önünde dünden daha büyük bir engeldir ve Türkiye'nin çözüme olan ihtiyacı
bugün dünden daha fazladır.
III.
Kıbrıslı Türkler
barışa olan ihtiyacın farkında iken, Kıbrıslı Rumlar, geçen sürecin kendi
leyhlerine çalıştığını düşünerek aynı ihtiyacı duymamaktadır ve geçen
süreç çözümü daha da zorlaştırmaktadır.
2. Çözümsüzlüğün
tehditleri :
I.
Kaybedilen her gün, Kıbrıslı
Türklerin çözümü onaylayan tavrı ile kazandığı sempatiyi aşındırmakta,
yasal zeminde yürüyen sistem, unutulma sürecimizi hızlandırıp Kıbrıs Rum
tarafının pozisyonunu güçlendirmektedir.
II.
Çözümsüzlüğün
devamı halinde adanın bölünmüşlüğü kalıcı hale gelebilecektir. Böyle bir
durumda taraflardan birinin kazançlı çıkması söz konusu olmayacak her iki
taraf da bir çok yönden zarar görebilecektir. Çözümsüzlük aynı zamanda
Türkiyenin AB müzakere sürecini de kesintiye uğratabilecektir.
III.
Türkiye açısından,
AB ile müzakere süreci ve tam üyelik, Türkiyenin yadsınamaz önceliği
olacaktır. Buna karşın Kıbrıs Türk Halkının öncelikli çıkarı ise;
"Birleşik Kıbrısın eşit siyasi ortağı olarak AB vatandaşlık
haklarını da içeren bir siyasal çözüm"ün bir an önce gerçekleşmesidir.
Türkiye, AB ile müzekere sürecinde, Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından önüne
getirilecek ve Kıbrıslı Türklerin haklarını tehlikeye sokacak adımları
atmak zorunda kalabilecektir. Çikarların örtüşmemesi yakın
gelecekte, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkiyi
gerginleştirecek tehlikeler taşımaktadır.
3. Durağan ve zararlı
süreçten çıkış yolları :
I.
Kıbrıslı Türklerin
zararına çalışmaya başlayan , biz
üstümüze düşeni yaptık, artık somut adım atma sırası Kıbrıslı Rumların ve
dış dünyanındır. söylemi ile zaman kaybedilmemeli,
izolasyonların kaldırılması mücadelesi yanında, atılması gereken diğer
adımların da paralel atılması,
II.
Türkiyenin, Kıbrısta bir çözüme ihtiyacını anlayarak ve bunu bir fırsat
olarak değerlendirerek; ilişkilerdeki tutukluktan, gereksiz aşırı
bağımlılıktan ve yapay korkulardan sıyrılarak yeni bir politika ve eylem
planı hazırlanması,
III.
Sonuç olarak çıkış
yolu; sadece kendi kazanımlarımızın korunmasını değil, karşı tarafın
endişelerini de dikkate alarak azaltacak, hem AB hem de uluslararası
platformda kabul görebilecek ve destek alacak yeni açılımların
yapılabilmesi, yeni adımların atılabilmesinde aranmalıdır.
4. Yeni açılımlarda
bulunması gereken özellikler:
I.
Kıbrıslı Rumların
da endişelerini dikkate alarak azaltacak öğeleri taşımalı,
II.
AB, BM ve
uluslararası toplum tarafından desteklenecek özellikleri içermeli,
III.
Uluslararası
hukuka ve teamüllere uygun ve bu kurallar çerçevesinde uygulanabilir
olmalı,
IV.
Kıbrıslı
Rumları çözüme motive edecek özellikleri olmalı,
V.
Kıbrıs Türk
Halkının referandumdaki iradesine uygun olmalı,
VI.
Türkiyenin AB sürecini kolaylaştırıcı özellikleri olmalı,
VII.
Uluslararası hukukun kabul ettiği yöntem ve araçlar kullanılarak, Annan
Planı temelinde veya benzeri bir çözümü hedeflemeli.
5. Yeni Politikalar:
I.
AB ve Dünya ile ekonomik ve ticari ilişkilerin yeniden düzenlenmesi:
Kuzey Kıbrısı, Türkiye AB Güney Kıbrıs arasında gelişmekte olan
ekonomik entegrasyonun doğal parçası haline getirecek politikalar
uygulamaya sokulmalıdır.
Bunun
gerçekleşmesi için Kıbrıs Türk liman ve gümrüklerinin, AB muktesebatı ile
uyumlu hale gelmesi önemlidir. Ayrıca, AB Gümrük alanına giren ürünlerin
Avrupa Birliği düzenlemeleri ile uyumlu olduğunu garanti etmek için
kuzeydeki limanların bir formül bulunarak, nihai çözüme kadar Avrupa
Komisyonu ile ortak veya onun gözetiminde veya denetiminde yönetilmesi
için çalışılmalıdır.
II.
Mali Yardım Tüzüğü süratle geçmelidir:
Mali Yardım Tüzüğü,
Direkt Ticaret Tüzüğünden ayrılarak onaylanmalıdır. Direkt Ticaret Tüzüğü
yerine AB Türkiye - Güney Kıbrısı da kapsayacak ekonomik entegrasyona
Kuzey Kıbrısı da içine alacak bir Serbest Ticaret ilişkisi
yaratılmalıdır. Mali Yardım Tüzüğünün kabulü sonucu 259 Milyon Euroluk
kaynak Kuzey Kıbrısın AB ye uyumlaşması AB ile entegrasyon sürecinin
süratlenmesi, alt yapı ihtiyaçlarının giderilmesi ve özelde KOBİ
lerimizin ve genelde ekonomimizin rekabet gücünü artırıcı alanlarda
kullanılmalıdır.
III.
K.C. Anayasasındaki hakların kayıt altına alınması, tescili ve korunması:
Annan Planına da kaynak oluşturan Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'ndaki
Kıbrıslı Türklere ait hakların bugün kullanılamıyor olduğu ve Kıbrıs
Cumhuriyeti Anayasası çerçevesindeki yönetimin, olağandışı durum
nedeniyle kendi anayasası ile çelişki içinde bulunduğu uluslararası hukuk
zemininde ortaya konularak, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti
Anayasası'ndan kaynaklanan haklarının talep edilmesi için gerekli
çalışmalar yapılmalıdır. Örneğin, 1960 anlaşmasına göre birçok
uluslararası anlaşma veya karar Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ve
Cumhurbaşkan Yardımcısının onayını gerektirir. Bu ve benzeri haklarımızı
yaratıcı açılımlarla talep etmenin ve uluslararası hukuka uygun şekilde
kullanma yöntemlerini zorlamanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu
haklarımızın elde edilmesi demek, Kıbrıs Rum liderliğinin, Türkiyenin AB
müzakere sürecinde veto hakkını kullanarak, Kıbrıslı Türkleri dengesiz bir
çözüme zorlama stratejisini boşa çıkarabilecektir. 1960 antlaşmasına
dayalı haklarımızı kullanma talebinin, 1960 şartlarına dönmek değil,
Kıbrıslı Rum politikacılarının BM şemsiyesinde siyasi eşitliğe dayalı
federal çözümün en iyi alternatif olduğunu anlamalarını sağlamak amacı ile
olması gerektiğinin altını çizmek istiyoruz.
Bu çerçevede
olmak üzere; (Annan
Planı, Kuruluş Antlaşması, Ana Maddeleri)
Kıbrısın
ortak vatanımız olduğunu teyid ederek ve 1960 yılında kurulan
Cumhuriyetin ortak kurucuları olduğumuzu hatırlayarak
ve hatırlatarak:
a)
Öncelikli
olarak, Türkiye'nin Kıbrıs'ta acilen çözüme ihtiyaç duyan kesimleri ile
birlikte hazırlanacak
bir eylem planı çerçevesinde; BM Gn. Sekreteri, BM Güvenlik Konseyi,
Uluslararası Hukuk Kurumları (Lahey Adalet Divanı, ABAD, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi) ve AB Kurumları gibi tüm kurum ve kuruluşlara, kendi
özelliklerinin gerektirdiği kurallar içinde başvurarak, kurucu ortağı
olduğumuz 1960 Cumhuriyetindeki Anayasal haklarımıza sahip çıkılması ve
bu platformlarda hukuki her yolun zorlanması. Bu girişimler için
uluslararası toplumdan destek alınması için her türlü yolun kulanılması ve
bu yönde lobi çalışmalarının yapılması.
b)
Kıbrıs Rum
tarafında, çözüm şeklini uniter devlette görmek isteyen çevrelerin, AB
muktesebatına uyumu gerekçesi ile K.C. Anayasası'nda bazı değişiklikler
yapma hazırlığında oldukları bilgileri alınmaktadır. ABnin Annan Planını
muktesebat içinde ve kabul edilebilir
olduğu nu deklare ettiği gerçeğinden hareketle; Kıbrıs Türk
Halkının, K.C. Anayasası'ndan gelen, 1977 ve 1979 Doruk Antlaşmalarında
ifadesini bulan ve BM süreci boyunca vurgulanan haklarının olduğu ve bu
hakların budanmasına karşı çıkılacağının kayıt altına alınması ve tescil
ettirilmesi.
IV.
Kıbrıslı
Rumları çözüme motive etmek:
Zaman geçtikçe zorlaşan toprak ve yerleşim sorununu kabul edilebilir bir
zemine oturtmak için Annan Planının tek taraflı olarak uygulanabilir
bölümlerinin hayata geçirilmesi yönünde adımların atılmaya başlanması
gerekir.
1)
Annan
Planı Kuruluş Anlaşması, Md.2de tarifi yapılan ve Kıbrıslı Türkler
tarafından onaylanan Kıbrıs Türk Dvleti Anayasasının yürürlüğe girmesi ve
Kıbrıs Türk Devletine geçiş için hukuki hazırlıkların yapılması,
2)
Md.
3de tarifi yapılan vatandaşlık, ikamet ve hüviyet konularında,
uygulanabilmesi mümkün olan maddelerin hayata geçirilmesi için hukuki
hazırlıkların yapılması ve açıklanması,
3)
Annan
Planı Kuruluş Anlaşması Md.9da belirlenen Kıbrıs Türk Devleti sınırları
ve toprak ayarlamalarına göre uygulanabilmesi mümkün olanların hemen
hayata geçirilebilmesi çerçevesinde:
i.
BM planında ilk etapta iade edileceği
belirtilmiş olan Yeşil Hat ve çevresindeki yerleşim yerlerinin eski
sakinlerine açılması.
ii.
Maraş kentinin eski sakinlerinin yaşamına açılması,
BM, AB ve uluslararası toplumun vereceği mali destekle orantılı olarak
rehabilite edilecek diğer yerleşim yerlerinin planlanması ve
rehabilitasyon projelerinin yapılması.
iii.
BM planı çerçevesinde Rum tarafına iade
edilecek gayrımenkuller üzerinde plana uygun kıstaslarda gerekli hukuki
düzenlemelerin yapılması.
iv.
Yapılacak tüm işlemlerin insan hakları
kurallarına ve uluslararası hukuka uygun olması.
V.
Kıbrıslı Rumların endişeleri:
Kıbrıs Rum tarafının endişelerinin anlaşılması ve azaltılması amacıyla
yeniden düzenlenebilecek olan hususların tespiti.
VI.
Etkin ve fiili kontrol:
Kuzey Kıbrıstaki yönetim mekanizmasının etkin ve fiili olarak Kıbrıslı
Türk otoritelere devredilmesi sağlanmalıdır: Sivilleşme ve demokratikleşme
yönünde adımlar atılmalıdır.
VII.
Toplumsal haklar:
Vaz geçilmesi mümkün olmayan toplumsal haklarımızdan vermeden, Kıbrıslı
Rumların endişelerinin anlaşılması ve azaltılması ve genel bir tatmin
sağlanması, yapılacak referandumlarda bu kez iki "EVET" cevabı için hayati
önemdedir.
İŞAD; Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütlerine,
Kıbrıs sorununa taraf olan BMe, ABne, uluslararası topluluğa ve özellike
BM Gn. Sekreteri Sn. Kofi Annana, Kıbrıs sorununa ivedi çözüm bulmak
yönünde harekete geçmeye ve çözüme katkı yapmaya çağırır.
Saygılarımızla,
Özalp Nailer
İŞAD Başkanı,
Yönetim Kurulu adına.
|