|
EKONOMİK
RAPOR
KKTCde sanayici ve işadamları tarafından kurulmuş
olan KKTC İŞAD, kurulduğu 1989 yılından bu
yana özel sektörün verimli ve yükselen kalite değerleri ile
öncülüğünü yaptığı liberal ekonomik sistemi
ve ülkenin gerçekleri ışığında doğru
ekonomi yönetimini talep etmiştir. Ülkenin makro seviyede
yararını gözeten çalışmalar yapmış
ve ürettiği önerileri
sık sık kamu oyuna duyurmuştur.
Ülkemizde bugün yaşanan kötü ekonominin nedenleri çok uzun
yıllardan beri uygulanmakta olan kötü siyasi ve ekonomik yönetimlerdir.
KKTC nin gerek siyasi gerekse stratejik konumundan ortaya çıkmış
diğer olumsuzluklar da mevcuttur. Tüm bunların ekonomi üzerindeki
kötü etkileri, populist olmayan ve yalnızca toplum çıkarlarını
gözeten ülke yönetimleri ile ortadan kalkabilir. Siyasi çözüm
için daha fazla çaba harcanmalı, eşit iki devlete dayalı
çözüm ve Avrupa Birliği hedefimiz olmalıdır. AB a
uyum çalışmaları mutlaka başlatılmalıdır.
Siyasi istikrarsızlık ekonomiyi kötü yönde
etkilemektedir.
Türkiye'den gelen yardım ve kredilerin uygun yerlerde kullanılmamış
olmasını, TC ve KKTC arasında yapılmış
anlaşmaların ihlalini topluma karşı işlenmiş
suçlar olarak kabul ediyoruz. TC'den aktarılan kaynakların
çar çur edilmeden kullanılmasını sağlayacak
yeni mekanizmalar hayata geçirilmelidir. TC'den gelen kaynaklar
yerinde kullanılsaydı bugün GSMH'mız çok daha yüksek
olurdu. Kaynakların üretime dönüşememisinde, özel sektörümüzün
bugünkü durumuna gelmesinde, kamu sektörünün içinden çıkılamaz
şekilde büyüyüp hantallaşmasında Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetlerinin de katkıları olmuştur.
KKTC de kullanılan Türk Lirası nedeniyle ortaya çıkan
enflasyon vergisinin telafisi olarak aktarması gereken
kaynaklar KKTC ye aktarılmamıştır. TC ile aramızda
haksız rekabet yaratan koşullar engellenmemiş, TC -
KKTC ekonomik entegrasyonunun doğru ve gerekli bir adım
olmasına rağmen, güçlü ekomi ile zayıf
ekonomilerin entegrasyonunda alınması gereken tedbirler alınmamış,
zayıf olan KKTC ekonomisi korunarak entegrasyon yapılmamıştır.
Bu konuda AB entegrasyon modeli örnek alınmalı, KKTC
ekonomisi desteklenmeli idi.
Bugüne değin, yürütme işlevini yaparken, uygulamalarına
genel olarak siyasal dürtülerin yön verdiği hükümetlerce yönetilmemiz,
bugün yaşanan sıkıntıların başlıca
sebeplerindendir. 1974 yılından bu yana geçen 26 yılda
yaklaşık 20 seçim yaşayan ülkemizde, popülist
siyasal gerekçeler, her zaman ülke gerçekleri ve çıkarlarının
önünde yer almıştır.
Sınırlı olan olanaklarımız
ve kaynaklarımız, hiçbir zaman üretim yönünde değil,
hep yanlış yapılanma ve bu yapının devamı
yönünde harcanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinden
aktarılan yardımların büyükçe bir kısmı
da, istihdam yaratma ve içinde bulunduğumuz kritik günler
edebiyatı ve gerekçesi ile kamudaki büyümeye ve verimsizliğe
kurban edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinden alınan yardımlar ve bütçe
kaynakları yanlış kullanım sonucu geleceğe
dönük bir fayda sağlanamadan tükenmektedir. Bu yönde çeşitli
dönemlere ait hükümet icraatlarından somut örnekler vererek
kamuoyumuzun gerçek durumu görmesini istiyoruz:
Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin ıslahı ve
tek sosyal güvenlik sisteminin uygulanabilmesi amacıyla yapılan
çalışmalar sonucunda, doğru bir teşhisle,
emekli fonunun bütçe dışına alınması ve
bu fonun ciddi bir yönetimle çalıştırılması
kararı alınmıştı. Ancak, bu fonun ana kaynağını
oluşturmak üzere Türkiyeden sağlanan 100 Milyon $, dönemin
KKTC hükümetinin 1997 Temmuz unda aldığı kararla bütçe
tasarrufuna alınarak çalışanların da katılacağı
bir fon yönetimi yerine siyasal kararlara göre kullanılacak bütçe
tercih edilmiştir. Bu hatalı davranış
neticesinde, sosyal güvenlik sisitemimiz bugün çökmüştür
ve Türkiye tarafından her ay yaklaşık 3 M$
cari bütçeye ödenmektedir.
·
Devlet kontrolünde olan ve verimsiz çalışmaları
nedeniyle her yıl devlet bütçesinden milyarlarca lira kaynak
israfına neden olan KİTlerin özelleştirilmesi
amacıyla alınan yardımlar da bu şekilde harcanmıştır.
Bu kapsamda olmak üzere, CYPFRUVEX LTD. in özelleştirilebilmesi
için Türkiyeden talep edilen ve alınan 4 Milyon $, 1997 yılında
alınmış ancak özelleştirme gerçekleştirileceğine
şirket daha da verimsiz hale getirilmiştir..
·
K.K.T.C. Kalkınma Bankasının yatırım
projelerine vereceği kredilere kaynak sağlamak amacıyla
Türkiyeden istenen ve alınan kaynaklar, bir seferinde 6
Milyon $, başka bir seferde de 9 Milyon $ (1 M$ ı
Maliye tarafından tutulmuş ve başka maksatla kullanılmıştır)
olarak alınmıştır. Kalkınma Bankasının
kredilerin verilmesinde uygulaması gereken rasyonel kurallar
siyasi gerekçelerle uygulanmadığı için krediler
geri alınamamıştır. Özel sektörün yatırımlarını
teşvik amacıyla gelen yaklaşık 15 Milyon $lık
kaynak ekonomik yatırımlarda birçok kez kullanılacağına,
çoğu geri dönmeyen krediler halindedir ve kredilerin geri alınması
için ciddi girişimler yapılmamaktadır.
·
Hükümetlerimiz, her hükümet programında yer almasına
karşın, yine her seferinde siyasal gerekçelerle ihlal
ettikleri denk bütçe prensibi nedeniyle, bütçe dışı
kaynak arayışlarına yönelmişlerdir. Bu amaçla,
özellikle Merkez Bankası ve Kamu Bankalarının
kaynakları, mali sistemi tehdit edecek boyutlarda kullanılmıştır.
Özel bankaların Merkez Bankasına yatırmak zorunda
oldukları munzam karşılıklar tükedilmiş,
özel bankalardan borçlanma yapılmış, tahsil
edilemeyen alacaklar nedeniyle devlet kurumları haciz takibine
uğramıştır. Hükümetlerin meydana getirdiği
bu tahribatın karşılanması için son iki yılda
Türkiyeden aktarılan kaynak miktarı 100 Milyon $ dır.
·
Son 2,5 yılda Türkiyeden aktarılan yaklaşık
250 M$lık kaynaktan KTHYna işletme sermayesi olarak
aktarılan 25 M$ ve DAÜ nün gelişimi için ayrılan
25 M$ yanında tüm diğer harcamalar siyasi güdüler uğruna
ve kamunun büyümesi için boşa harcanmıştır.
Aslında daha eski tarihlerden başlansa
çok daha büyük miktarlarla ifade edilebilecek olan fakat, son 3 yılın
verileri ışığında somut rakamlarla
anlatmaya çalıştığımız gerçek şudur;
eğer bu kaynaklar siyasal gerekçeler olmadan ve alınış
amacına uygun olarak kullanılsa idi;
·
Özel sektör ve devlet çalışanı arasında
sosyal güvenlik açısından büyük farklar bulunmayan çalışma
hayatı,
·
Yatırımcının önünde engel olmayan, geniş
tabanlı ve etkin vergi sistemi ile daha fazla gelir sağlayan
devlet,
·
Doğru teşvik ve kredi sistemi ile yönlendirilmiş
turizm, sanayi, ulaşım yatırımları ile
devlet ve politikacı kapısına yığılmadan
, özel sektörde yüksek istihdam sağlayabilmiş bir
ekonomi,
·
Sorunsuz ve ucuz hizmet sağlayan ulaşım sektörü,
·
Hantal devlet yapısının bürokrasi duvarına
çarpmadan tek merkezden hizmet alabilen yatırımcılar
ve iş dünyası,
·
Her yıl kuraklık ödemesi talep etmeyen , mevsime
ve ülke şartlarına göre teşvik edilerek üretim
yapan ve kazanan tarım sektörü,
·
Barışı engellemeyen güçlü bir ekonomi,
kazanan ve gülen insanlar ülkesi KKTC olacaktı.
Popülist politika uğruna dağıtılan
kamu kaynakları ile, insanlarımızın hür
iradesini bile ipotek altına alan, en ufak bir iş
hallinden, ekmek parasını sağlayabileceği iş
imkanına kadar her konuda vatandaşı politikacı
kapısına mahkum eden, hür seçimleri bir al-ver konusuna
döndüren, vatandaşı bedava yaşamaya alıştıran
bu sistemi oluşturan ve yaşaması için her kaynağımızı
bu uğurda harcayan politikacılarımıza ve
liderlere sesleniyoruz, değdimi..?...İktidar ve muhalefet
ayırımı gözetmeksizin soruyoruz, eğer bugün yaşadığımız
ortamdan artık sizlerde mutlu değilseniz haydi birlikte değiştirelim,
tüm toplum el ele bu amaçla çalışalım, bu değişimi
yaratalım. İnanıyoruz ki Yapısal ve ekonomik
reformların başarılabilmesi, siyasi reformların
aynı kararlılıkla uygulanması ile mümkün
olabilir.
Yaşanan krizden çıkış ve
ekonomik hayatın gelişme sürecine girmesi amacıyla,
çok ideal paketler hazırlanabilir, bizimde önerilerimiz vardır
ve inanıyoruz ki diğer önerilerle ortak noktaları
farklılıklarından fazladır. Uygulamada siyasal
kararlılık ve irade olmadığı ve belli bir
takvime bağlanmadığı sürece, hiçbirinin pratik
değeri olmayacaktır.
Durum saptaması ve önerilerimize şu
gerçeğin altını çizerek başlamak isteriz;
Toplumumuzun
büyük kesiminin isteği olan Kıbrıs sorununa çözümü,
Avrupa Birliğine girişi ve barışı gerçekten
istiyorsak; ortaya çıkacak çözümün eşitliğe
dayalı ve kalıcı bir çözüm olabilmesi, KKTC
ekonomisiyle GKRY tarafı arasındaki ekonomik farklılığın
giderilmesiyle mümkün olacaktır. Çözümün önündeki önemli
engellerden biri, geri bıraktırılmış
ekonomik yapımızdır.
Kamu
kesimi:
Devlet ekonomik faaliyetlerden çıkmalıdır. Devletin
faaliyetleri, temel eğitim, temel sağlık, savunma,
yasama, yürütme ve
yargı ile sınırlı olmalıdır. Devletin
diğer ekonomik faaliyet alanları hemen özelleştirilmelidir.
Kamuda çalışanlara ve siyasilere sağlanan imtiyazlar
kaldırılmalıdır. Milletvekillerinin 5 yıla
kadar taksitli gümrük ödeme hakkı, memurların arabalar
için 3 yıl taksitli gümrük ve fon ödeme hakkı gibi
imtiyazlar iptal edilmelidir. Devlet
kadrolarında ödül ve ceza sistemi çalıştırılmalıdır.
Kamu düzenimizin kanayan yarası olan müşavirler
ordusu sorunu hemen çözülmeli, bu oluşumun devamı önlenmeli,
kamudan maaş alan herkesin en verimli ve etkin şekilde çalışması
ve maaşını hak etmesi sağlanmalıdır.
Liberal ekonomi, süratli çalışan yargıya ihtiyaç
duyacaktır.Yargıda gerekli değişimler sağlanmalıdır.
Politik reformlar olmazsa ekonomik reformların değeri
olamayacağı dikkate alınarak politik hayatımızda
reformlar yapılmalıdır. Partiler ve seçim yasalarımız
hemen düzeltilmeli, iki yıl sonra beklenen yerel seçimler, 3
yıl sonra beklenen genel seçimler ile birlikte yapılacak
şekilde ertelenmelidir.
Dış
Ticaret dengesizliği: KKTC
nin AB ülkelerine ihracatı ABAD kararları ile
engellenmektedir. KKTC nin AB ye ihracatı, ithalatının
yaklaşık %25 ini karşılarken TC ye ihracatı
ise TC den ithalatının ancak yaklaşık %20 sini
karşılamaktadır. Bu durum mutlaka düzeltilmelidir.
Kullanılan Türk
Lirası Para Birimi: Yıllardır
devam eden yüksek enflasyon ekonomiyi kötü etkilemiştir.
Ekonomi sürekli kan kaybetmiş, enflasyon vergisi yatırım
ortamını olumsuz etkilemiştir. Türk Lirası para
politikalarında söz sahibi olan Türkiye Merkez Bankası,
parasal politikalar üretirken KKTC gerçeğini dikkate almalı
ve tedbirler getirmelidir.
Yatırım
ortamının olmaması:
KKTC de var olan eğitilmiş insan gücü, sermaye birikimi
ve bilgi birikiminin yatırıma dönüşebilmesi için
gerekli yatırım ortamı sağlanmalıdır.
KKTC de yapılacak yatırımlar, TC de gelişmekte
olan bölgelerde yapılan yatırımlara verilen teşviklere
benzer taşviklerden yararlanmalıdır. Yatırım
indirimleri, uygun krediler, enerji teşvikleri ve vergi
muafiyetleri uygulanmalıdır. Güvenli bir finansal yapı
ile yatırım ikliminin oluşması ve ülkemizdeki
mali kaynakların yatırıma yönlendirilmesi şarttır.
Teknoloji transferi desteklenmelidir. Bilgi ve teknoloji alımlarında
engeller kaldırılmalı, ülkemize bilgi akışı
teşvik edilmelidir.
Enerji ve
Telekominikasyon:
Elektrik üretim ve dağıtımı mutlaka iyileştirilmelidir.
Enerji fiyatları maliyetlerin altında tesbit edilmemeli,
yasalarla belirlenmiş özel teşvikler hariç, enerji tüketen
her kesimin, kullandığı enerjinin bedelini ödemesi
sağlanmalıdır. Sanayide kullanılan enerji
mutlaka indirimli olmalıdır. Ülkemizde telekomünikasyona
ve enerjiye yatırım teşvik edilmeli, özel sektörün
bu alanlarda yatırım yapması sağlanmalıdır.
Enerji açığı çok ciddi ve acil bir sorundur.
Vergi sistemi
ekonominin önünde engeldir: KDV
yasası geçerken, Gelir Vergisi oranlarının
indirileceği sözü verilmiştir. Enflasyon Muhasebe
sisitemi de yasalaşırken yine ayni söz verilmiştir.
Şirketler için % 36.25 olan toplam gelir ve kurumlar vergisi aşağıya
çekilmelidir. Vergi yasaları yeniden düzenlenmeli, yatırımlar
teşvik edilirken vergi yaygınlaştırılmalı,
KDV AB standartlarına çıkarılmalıdır.
İthalatta
alınan yüksek fonlar: KKTC
yi bölge ülkelerine göre daha pahalı bir ülke konumuna
getiren ithalatta ödenen fonlar ve gümrükler asgariye çekilmelidir.
Turizme yönelik 80-100 kalem ithal malın (video kamera, fotoğraf
makinesi, makyaj malzemesi, parfümeri, elektronik eşyalar,
saat, vb hediyelik eşyanın) gümrükleri ve fonları
tamamen sıfırlanmalı, turizmde bölgemiz cazibe merkezi haline getirilmelidir.
Tek sosyal güvenlik
sistemi yoktur:
Kamuda çalışanların sosyal güvenlik sisteminin, özel
sektör çalışanına göre avantajlı olması,
kamuda istihdamın cazip olmasını ve kamunun özel
sektore rekabet ederek büyümesine sebep olmaktadır. İstihdam
açısından özel sektör cazibe merkezi haline
getirilmelidir. Gelişmiş ülkelerde 4 çalışanın
1 emekliyi ödeyecek şekilde emeklilik düzenlemeleri yapılmıştır.
Bizde ise 1.7 çalışan 1 emekliyi öder durumdadır.
Bu şekilde sosyal güvenlik ve emeklilik fonları iflas
etmiştir. Emeklilik yaşı yükseltilmeli erken
emeklilikler engellenmelidir.
Bankacılık
ve finans: Banka
kurmanın şartları yükseltilmeli, özerk Merkez
Bankası oluşturulmalı ve bankalar üzerindeki
denetimler siyasi istismardan kurtulmalıdır. Bankaların
mali yapılarının güçlenmesi ve sektörde güvenin
tesisi sağlanmalıdır. Bugünlerde çok hassas olan
Bankacılık ve Finans sektöründe güven ortamının
yeniden tesis edilmesi çok önemlidir. Denetimlerin etkili
olabilmeleri için özerk Merkez Bankası şarttır. Bugünkü
krizde etkisi olduğuna inanılan banka yöneticileri ile
denetim raporlarının gereğini yapmayan bürokratlar
ve siyasiler yargılanmalıdırlar.
Tarım sektörü
verimsizdir, kuraklık tazminatı istismar edilmektedir:
KKTC kurak bir bölgededir. Tarımda makineleşme ve
verimlilik artışı şarttır. Kuraklık
tazminatı yerine, özel tarım sigorta sisitemi, tarımda
makineleşme ve iklime uygun tarıma geçilmesi teşvik
edilmelidir. Tarım ürünlerine sübvansiyonlar azaltılmalı,
dünyada uygulanan subvansiyon kısıtlamaları aynen
uygulanmalıdır. Kontrolsuz ve populist kuraklık ödemesi
durdurulmalı, bu fonlar için harcanan kaynaklar kaliteli
tohumluk, damızlık hayvan, ürün çeşitlendirmesi,
tarımda teknolojik gelişme yatırımı için
kredilendirme, ilaç, gübre ve tarımsal eğitim için
harcanmalıdır. Hayvancılık ve süt ürünleri üretimi
ile ihracatı teşvik edilmeli ve sağlanmalıdır.
Turizm.
Tanıtım, ulaşım, organizasyon, pazarlama ve sektöre
yatırım teşvik edilmelidir. Üniversitelerle uyum sağlamayan
kumar turizmi yeniden gözden geçirilmelidir. Özel sektör, hava
ve deniz taşımacılığında kaliteli
turist taşımacılığı için teşvik
edilmelidir. Turizmde hava ve deniz terminalleri iyileştirilmeli,
eğlence parkları, hayvanat bahçeleri, özel müzeler,
marinacılık, disneyland türü yatırımlar
teşvik edilmelidir.
Eğitim sektörü,
Üniversiteler:
Üniversitelerde eğitim kalitesi yükseltilmeli, eğitim
kurumlarının ticaret, inşaat ve benzeri işlerle
değil de eğitimin kalitesini yükseltmeye yönelik
faaliyet göstermeleri sağlanmalıdır. Eğitim
sektörüne destek verilmeye devam edilmelidir.
KKTC ekonomisinin iyileştirilmesi için çözümler uygulanırken
özenle dikkat edilmesi şart olan hususlar vardır.
Siyasi istikrar için, asgari ihtiyaçlarımızdan ödün
vermeden ancak ilgili tüm tarafların kabul edebilecekleri
pozitif siyasi çözümlerin üretilmesine önem verilmelidir.
Alınacak ekonomik tedbirler mutlaka liberal ekonomi içinde
olmalıdır. Devletin ekonominin dışına çıkması,
serbest rekabet ortamının yaratılması, küçük
ve fonksiyonel devlet yapısı ve genel olarak da Avrupa
Birliği kriterleri hedef alınmalıdır. Ekonominin
daha sağlıklı yapıya kavuşması için uğraş
verilirken, eşitlik, sosyal adalet, demokratikleşme, insan
hakları ve genel anlamda Avrupa Birliği Kopenhag
Kriterleri gözden kaçmamalıdır.
Ekonominin düzelmesi için acil yasal düzenlemeler gereklidir
-
Tek Sosyal Güvenlik yasası
-
Yatırımları Teşvik yasası
-
Yabancı Sermayeyi Teşvik yasası
-
Rekabet yasası
-
Gelir ve Vergi yasaları
-
Kamu Görevlileri yasası
-
Tarımda kuraklık ve subvansiyon uygulamaları
hakkında yasal düzenlemeler.
-
Tüketici Hakları yasası
Halen mevcut olan ancak uygulanabilir olabilmeleri için ilave düzenleme
veya senkronize gerektiren yasalar.
-
Bankalar yasası
-
Para Kambiyo yasası
-
Kara Para Aklamayı önleyici yasa
-
Enflasyon Muhasebesi
Bankalar yasasına dayandırılan, bankalar krizi ile
ilgili alınan bakanlar kurulu kararı yanlış
uygulanmaktadır. İlgili yasa maddesinde bakanlar kuruluna
mevduatları dondurma hakkı verilmemektedir Çek hesapları,
cari hesaplar ve ticari hesaplar çalışacak, ekonomiyi
rahatsız etmeden sadece vadeli hesaplar altı ay
dondurulacak, vadeli mevduatların faizleri de ödenerek
ekonomik faaliyetlerin devamı sağlanacak diye karar veren
bakanlar kurulunun kararı da ayrıca yürütme tarafından
farklı uygulanmaktadır.
-
Teşvik belgeli
turizm yatırımları için bankasında mevcut olan
yatırımcının parası 6 aylığına
bloke edilerek yatırımlar durdurulmuştur.
-
Teşvik belgeli
sanayi yatırımı yapan sanayicilerin akreditif karşılığı
halen gelmiş makinelerinin karşılığı,
ihracatcı firmaya ödenmediği için sanayi yatırımları
yarım kalmış ve ihracatcı firma ile ilişkilerin
bozulması nedeniyle teknoloji transferleri tamamlanamamaktadır.
-
Ticari mal ithalatı
yapan firmaların, akreditif veya vesaik karşılığı
gelmiş malları muhabir bankalara ödenmediğinden KKTC
ye ABAD kararları ile uygulanan ihracat ambargosuna ilave
olarak bakanlar kurulu kararı ile kendi kendimize ithalat
ambargosu da uygulanmaktadır.
-
Mal ithalatı için
bankasındaki akreditif limitini kullanarak akreditif açan
ithalatcı işadamının işleri durma noktasındadır.
-
Gerekli garantiler
karşılığı limitli hesabından günlük
harcamalarını kullanan, hammadde alımı yapan, işçilerini
ödeyen esnafın çekleri karşılıksız çek işlemi
görmektedir.
-
Sosyal sigortalardan
vadesiz mevduat banka hesabına yatan emekli maaşını
alamayan emekliler geçim sıkıntısı çekmektedir.
-
Bankaların
yabancı muhabirleri ile oluşturdukları çok uzun yılların
ürünü olan ilişkiler kopma noktasındadır.
-
İşadamlarının
ciddi olumsuzluklara rağmen yıllar süren uğraşları
neticesinde oluşturdukları uluslararası ilişkileri
yara almıştır.
-
Yatırımcıların,
zaten çok az kalan KKTC ekonomisine
ve devletine duydukları güvenin son kırıntıları
da tüketilmiştir.
-
Halen devlet güvencesinde
olan mevduatlara 6 aylığına sınırlama
getirilmiş olması devlete olan güveni sarsmıştır.
Avrupa Birliğini kendisine hedef koyan bir ülkenin, yukarıdaki
neticeleri doğuran uygulamaları pozitif gelişmeler
olamaz. Toplumumuzun çok büyük bir çoğunluğu ve
parlamentoda temsil edilen siyasi partilerimizin tümü Avrupa Birliğine
girmemizi istiyor. Birçok kesimin AB ye giriş zamanı,
giriş şartları ve belki girerken ön şart olarak
koymamız gereken deregasyonlar konusunda farklı görüşleri
olduğunu biliyoruz. AB, öncelikle ekonomik bir birlik olarak
oluşmuş, zamanla insan hakları, demokrasi, sosyal
haklar, ortak tarım politikası, ortak dış
politika ve ortak savunma, para birliği ve daha birçok önemli
konu ekonomik birliğin gündemine girmiştir. Kopenhag
kriterleri, üye adayı olmak isteyen ve AB ile bu doğrultuda
giriş görüşmelerine başlamak isteyen her ülkenin
peşinen kabul etmesi ve uygulaması veya en azından bu
kriterlerde çok yol katetmesi gereken kriterlerdir. Kopenhag
kriterleri, AB ile pazarlık yapılabilecek bir gündem değildir
ve aday adayının tek taraflı olarak uymak durumunda
olduğu kriterlerdir.
Ülkemizde, giriş zamanı ve şekli konularında
farklı görüşler olsa bile, AB ye giriş konusunda
mutabakat vardır. "Liberal Ekonomi Kıbrısta
uygulanamaz", "AB ile ekonomik modelde farklı düşünüyoruz"
denemez. Liberal ekonomi değişik yorumları olabilen
bir terimdir. Dünyada değişik uygulamaları vardır.
Ancak AB de uygulanan şekli 100, 000 sayfayı geçen
mevzuatla yanılgıya yer bırakmayacak kadar detaylıdır.
AB ye uyum ancak AB nin ekonomik mekanizmasını
benimseyerek ve uygulayarak mümkündür. AB de uygulanan liberal
ekonomi,
işadamları olarak bizlerin ana
hedeflerindendir. AB ekonomik sistemine sahip çıkmadan
AB ye giriş için uğraş veriyor gibi yapılamaz.
Girmeyi arzuladığınız mekanizmanın ana
kriterlerinden birini benimsemeden ve o yönde ciddi adımlar
atmadan aday adayı bile olunamaz.
Elde edilen tüm dış kaynakları
kanser hücreleri gibi yok eden devletin gelirlerini bu yapı içinde
artırmak ve dengeyi bulmak olası değildir. Hem
devletin cazibe merkezi olmasını önlemek, hem de kaynak
yaratmak için devletin tüm cari giderleri ve transferlerinin reel
bazda azaltması sağlanmalıdır. Bu
süre
içinde tasarruf edilen reel fark yerli özel sektöre ve/veya alt
yapı yatırımları kanalıyla iç piyasaya
sunulmalıdır. Artan yatırımlar özel sektörde
emeğe olan talebi artıracak, piyasaya devlet eliyle yapılan
girdinin eksilmesini dengeleyecek, kamudan özele geçişi özendirecek
bir süreç olacaktır. Çoğunlukla kamu çalışanlarının
örgütlendiği sendikaların temsil etttikleri kesimlerden
oy almak zorunda olan siyasilerin bu teklife birbirleri ile yarışırcasına
karşı çıkacaklarını tahmin ediyoruz ancak
başka yöntem yoktur.
Sonuç olarak, etkin ve verimli kamu düzeni kurulmalı kamu küçültülmeli,
cazibe merkezi olmaktan çıkarılmalıdır. Teşvik
ve desteklerle önü açılan özel sektör istihdam açısından
daha cazip hale getirilmelidir. Önü açılan özel sektör
istihdamda etkin rol oynamalı mal ve hızmet üretimi ile
ekonomik kalkınmanın lokomotifi olmalıdır. Yatırım
ikliminin oluşturulması önemlidir. Devletin karşılamakta
zorlandığı hak olmayan muktesep hakların
makul seviyelere indirilmesi, en az 60 yaşından önce hiç
bir şekilde emeklilik maaşı ödenmemesi, hak
kazananların bu haklarını 60 yaşından sonra
alacaklarını bilmeleri ve 60 yaşına kadar üretici
olarak ekonomiye katılmaları gerekmektedir. Devlet çalışanlarının
etkin ve verimli hızmet vermelerinin sağlanması,
devlet görevindeki izin ve tatillerin azaltılması, yarım
gün çalışma sistemine, peşin maaş ve onüçüncü
maaş ödemesine son verilmelidir. Bu arada devlette çalışacak
memurların çağdaş normlarda yaşayabileceği
maaş, çalışma şartlar ve altyapının
özel sektördeki şartlarla dengeli olması ve devlet çalışanlarının
halkın görevlisi olduklarını unutmamaları
gerekmektedir.
İktidar bir paket şeklinde tüm
reform önerilerini hazırlamalı, takvimlendirmeli ve varılması
hedeflenen ekonomik sistem ortaya koymalıdır. Bu şekilde
muhalefetin de desteğini alarak paket harfiyen uygulanmalı,
hedeflenen yarar ve nereye ve nezaman varılacağı başından
herkes tarafından bilinmelidir. Etkin sivil toplum örgütleri
ile üniversitelerin görüş ve onayları alınmalıdır.
Salih
Çeliker
KKTC İşadamları Derneği
|
|